Havza Haber Ajansı'nın Meşhed'den bildirdiğine göre İlim Havzaları Uluslararası İlişkiler Başkan Yardımcısı Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Seyyid Müfid Hüseyni Kuhsari, Cebelü's-Sabr Uluslararası Enstitüsü ve İhtisas Havza Merkezi'nde havza hocaları ve araştırmacılarının katılımıyla düzenlenen "Ramazan Savaşı Sonrası Bölgesel Gelişmeler ve Bölgenin Gelecek Vizyonu" konulu toplantıda gelişmeleri değerlendirdi.
İmam Rıza'nın (a.s.) veladet yıldönümünü kutlayarak ve Şehit Murtaza Mutahhari'nin şehadet yıldönümü olan Öğretmenler Günü'nü anarak sözlerine başlayan Hüccetü'l-İslam Kuhsari bölgedeki yeni atmosfere dair şunları söyledi: "Ramazan Savaşı öncesindeki dünya ile sonrasındaki dünya birbirinden tamamen farklıdır."
Savaşın henüz tam anlamıyla sona ermediğini ancak savaş sonrası aşamaya geçildiğini belirten Hüccet-ül İslam Kuhsari, "Yeni dönemin doğası farklıdır. Bugün bölgesel yeni düzenin bazı kısımları tamamen hayata geçmiş durumda, diğer kısımları ise gelecekte gerçekleşecektir." ifadelerini kullandı.
İlim Havzaları Uluslararası İlişkiler Başkan Yardımcısı, "Bu gelişmeler; Fars Körfezi, Direniş Cephesi, Siyonist rejim, ABD, İslam ülkeleri, Avrupa ve dünyanın diğer bölgeleri olmak üzere yedi coğrafi bölge çerçevesinde incelenmiştir. Bu incelemeler eski düzene, değişimin itici güçlerine ve bu bölgelerdeki yeni düzene odaklanmaktadır." dedi.
Tüm ilim havzalarının yaklaşımının yeni koşullara uygun olarak değişmesi çağrısında bulunan Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Bu değişim sadece uluslararası alanda faaliyet gösterenleri kapsamamalı; havzanın tüm kademeleri, medeniyet ve küresel bir bakış açısıyla stratejilerini yeniden gözden geçirmelidir." vurgusunu yaptı.
Hüccetul İslam Kuhsari, ülkenin önde gelen kesimlerinin, akademik çevrelerin ve hatta halkın da yeni bir aktivizm aşamasına geçmesi gerektiğini hatırlattı.
Geçtiğimiz yıl 4 Kasım'daki şehit rehberin açıklamalarına atıfta bulunan Hüccetü'l-İslam Kuhsari, küresel hegemonik sistemle mücadelenin yeni aşamasında sadece devletlerin değil; öğrencilerin, üniversitelilerin, havza talebelerinin, sanatçıların ve eğitimcilerin de küresel çapta aktif rol alması gerektiğini ifade etti.

İran İslam İnkılabı Rehberi'nin küresel emperyalist sistemle mücadeleye yönelik beyanatları üzerine yapılan kapsamlı bir araştırmaya değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Sömürü ve hegemonya sistemiyle mücadele dört temel eksene dayanmaktadır: ABD'nin bölgeden çıkarılması, Siyonist rejimin çöküşü, tek kutuplu sistemin sona ermesi ve Batı medeniyetinin gerilemesi." diye konuştu.
Ramazan Savaşı'nın her dört eksende de dönüşüm yarattığını vurgulayan Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Bugün ABD bölgeden çıkarılma ve Siyonist rejim çöküş yolundadır. Tek kutuplu sistem çökmekte, Batı medeniyeti ise ahlaki ve itibar açısından bir kriz yaşamaktadır." dedi.
Hüccetü'l-İslam Kuhsari sözlerine şöyle devam etti: "Fars Körfezi ülkeleri, ABD'ye ve bölgesel koalisyonlara güvenlik açısından bağımlı olan eski düzeni geride bırakarak, ABD ve Siyonist rejime karşı 'akıllı ve uzaklaşmacı bir denge' olarak adlandırılabilecek yeni bir aşamaya girmiştir."
Bu değişimlerin arkasındaki etkenlerin sonuçlarına da işaret eden yetkili, "Batılı uluslararası kuruluşların yapısal acziyetinin kanıtlanması, savaşta ABD ile birlikte hareket etmenin ağır maliyetleri ve turizm, finansal ekonomi ile transit geçiş hatlarında yaşanan ciddi hasarlar bu faktörlerin sonuçlarıdır." ifadelerini kullandı.
Sermayenin Singapur, Avrupa ve Türkiye'ye büyük çapta kaçışı, Türkiye'nin kapsamlı teşviklerle bölgedeki sermayeyi çekme iştahı ve bölge ülkelerinin savaşın ortasında yaşadığı medya ayrışması da bu değişimlerin diğer sonuçları arasında sıralandı.
Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Ramazan Savaşı'ndan sonra ne Fars Körfezi'nin eski güvenlik koalisyonu ayakta kalacak ne de ABD ve Siyonist rejimle o düzeydeki ittifak devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Direniş Cephesi'nin Etkili Rolü
"Direniş Cephesi, caydırıcı bir ağ konumundan belirleyici bir aktör konumuna dönüşmüştür." diyen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, Ramazan Savaşı'ndaki beş önemli gelişmeye dikkat çekerek şunları söyledi: "Direniş, tek bir yönetim ve merkezi hedeflemeyle hareket ederek operasyonel bir bütünlüğe ulaşmıştır."
Hüccetü'l-İslam Kuhsari günümüzdeki savaşın askeri hedeflerin ötesine geçerek petrol, altyapı ve stratejik alanlara sıçradığını, dolayısıyla savunmadan taarruza geçişe tanık olunduğunu belirtti.
Son savaşın çok katmanlı hale gelmesini Ramazan Savaşı'nın bir diğer dönüşümü olarak nitelendiren Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Savaş aynı anda askeri, medya, bilişsel, ekonomik ve güvenlik odaklı bir hal almıştır." dedi.
Bir diğer gelişmenin İran, Irak, Lübnan ve Yemen'de yaşanan benzeri görülmemiş toplumsal dayanışma olduğunu belirten Hüccetü'l-İslam Kuhsari, direnişe yönelik halk desteğinin devasa boyutlarda olduğuna şahit olduklarını ekledi.
Direnişin küreselleştiğine de değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari direnişe verilen desteğin Batı Asya'yı aşıp Avrupa ve Amerika'ya ulaştığını ifade etti.
Siyonist rejimle ilgili algının değişmesine ve yenilmezlik efsanesinin yıkılmasına da işaret eden yetkili, "Siyonist rejim, mutlak üstünlük efsanesinden çıkarak varoluşsal bir kriz aşamasına girmiş ve geri dönülemez bir yıpranma sürecine sürüklenmiştir." hatırlatmasında bulundu.
Siyonist rejimin son savaştaki başarısızlıklarına örnekler veren Hüccetü'l-İslam Kuhsari savunma doktrininin tamamen çökmesi, rejime karşı tüm cephelerin aktif hale gelmesi, çocuk katili Siyonist rejime karşı küresel bir nefret dalgasının oluşması, iç siyasetteki krizin derinleşmesi ve normalleşme projesinin durmasını bu örnekler arasında saydı.
ABD'nin Bölgeden Kontrollü Geri Çekilişi ve Hegemonyanın Çöküşü
Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Bir zamanlar bölgede maksimum fiziksel ve güvenlik varlığına sahip olan ABD, bugün kontrollü bir geri çekilme sürecindedir. Ramazan Savaşı'ndaki gelişmeler, bu ülkenin askeri ve güvenlik itibarına ciddi zararlar vermiştir." vurgusunu yaptı.
ABD'nin askeri hedeflerindeki peş peşe değişikliklere, operasyonel başarısızlıklarına ve son gelişmeler ışığında artan siyasi yalnızlığına değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Pakistan, Hindistan, Bangladeş ve diğer ülkelerde yeni bir İslami uyanış dalgası şekilleniyor, kamuoyu önde gelenler ve hükümetler üzerinde baskı kuruyor." şeklinde konuştu.
Direniş söyleminin İslam dünyasının bir numaralı meselesi haline geldiğini belirten Hüccetü'l-İslam Kuhsari, İslam ülkelerinin kendilerini İran ve direniş cephesi ile kıyasladığını ve Ehlibeyt'e (a.s.) yöneliş dalgasının oluşmakta olduğunu kaydetti.
Yetkili, İran İslam Cumhuriyeti'nin İslam dünyası kamuoyunun gözünde izzet ve gayretin sembolü haline geldiğinin altını çizdi.
Ramazan Savaşı'nın Avrupa ile ABD arasında yeni bir kırılma yarattığını ve Avrupa'nın askeri olarak ABD'ye eşlik etmekten kaçındığını belirten Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Avrupa ülkeleri, ABD'yi desteklemek amacıyla kendi topraklarının, hava sahalarının veya teçhizatlarının kullanılmasına dahi izin vermemiştir." ifadelerini kullandı.
Hüccetü'l-İslam Kuhsari sözlerine şöyle devam etti: "Bugün Siyonist rejime duyulan nefret dalgası, Batı'daki ahlaki ifşaat dalgası ve ABD politikalarına yönelik memnuniyetsizlik dalgası olmak üzere üç küresel dalga tanımlanabilir ve bunların her biri dünyanın siyasi ve sosyal ikliminde geniş çaplı etkiler bırakmıştır."
Bazı akımların son dönemdeki zaferleri Şii-Sünni çatışması kalıbına sokmaya veya milliyetçi projeler çerçevesinde sunarak gelişmelerin ana seyrini değiştirmeye çalıştığını belirten Hüccetü'l-İslam Kuhsari, vekalet savaşlarının yeniden alevlenme ihtimaline dikkat çekti ve gıda ile ilaç güvenliğine ilişkin zorlukları geleceğin önemli endişelerinden biri olarak nitelendirdi.
Söylemin Dini Düzeyden Medeniyet Düzeyine Çıkarılması Gerekliliği
İnkılap söyleminin dini ve siyasi seviyeden medeniyet seviyesine yükseltilmesi gerektiğini vurgulayan Hüccetü'l-İslam Kuhsari, "Medya, bilim, kültür, ekonomi, sanat ve diğer sektörlerdeki ağ oluşturma (network) faaliyetleri, bir medeniyet projesi düzeyinde genişletilmelidir." dedi.
Hüccetü'l-İslam Kuhsari ülkenin birçok kapasitesinin henüz uluslararasılaşmadığını, İslam Cumhuriyeti'nin birçok belgesinin ve tecrübesinin tercüme edilmediğini hatırlattı.
İlim Havzaları Uluslararası İlişkiler Başkan Yardımcısı son olarak, "Yeni dünya düzeninin şekillenmesiyle birlikte uluslararası alanda faaliyet gösterenler kendilerini yeni misyonlara hazırlamalıdır. Önümüzde ciddi fırsatlar ve zorluklar var; bunlarla başa çıkabilmek için medeniyet odaklı söylem ve eylemlere yönelmek gerekmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
yorumunuz